Pek çok kadın için feminizmle temas, genç yaşta gündelik hayatın eşitsizlikleriyle başlar. Evde, okulda, sokakta, aile içinde, devlet karşısında karşılaşılan eşitsizlik biçimleri hayatın her alanına nüfuz eder ve en sonunda mücadele yolunun başka kadınlarla dayanışmayla geleceği anlaşılır. 

8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü de, bu dayanışmasının en yoğun yaşandığı yerlerden biridir. Kadınların özgürleşme yolculuğu bu eylemde devam eder ve tüm kuşakları kapsar. 

Bugün genç kuşak, polisle karşı karşıya gelme hafızasını sokakta edindi. İlk kez çıkanlar için Feminist Gece Yürüyüşü bir öğrenme alanı oldu ve eyleme katılanlara güç verdi.

Yeni güvenlik mimarisinde polisin yetkileri genişledikçe müdahale yöntemleri de çeşitlendi ve sertleşti -erken saat barikatları, hat kapatma, iletişimi kesme, çevik sayısındaki artış-, genç kuşak da eylem bilgisini sokakta kazandı. Feride, son on yılın birikimini şöyle tarif ediyor:

Kuşaktan kuşağa aktarılan hafıza aynı zamanda yaşayan ve güncellenen pratiğin ürünü. Tüm bunlar bir el kitabından değil, gözle görerek, yan yana durarak, devralınarak öğreniliyor. Bu aktarım, hem direnç hem de süreklilik sağlıyor. Her kuşak bir öncekinden öğreniyor, ama aynı zamanda kendi taktiğini de ekliyor. Feminist hareketin bugünkü dayanıklılığı paylaşılmış pratiklerden doğan bir kolektif mücadeleden geliyor. 

Bu yüzden 8 Mart, yalnızca bir tarih değil, yıllar içinde öğrenilmiş, paylaşıldıkça çoğalan bir yol. Her yeni gelen, o yolu biraz daha genişletiyor; geçmiş mücadele mirası, bugün yeni manevraları mümkün kılıyor. 8 Mart gecesi, yalnızca bir protesto değil, öğrenmenin, dayanışmanın ve politik özneleşmenin alanı. Yasaklarla çevrili bir kamusal alanda büyümüş olmak, esnekliği ve kolektif öğrenme refleksini kazandırdı. 

8 Mart

İstanbul