Türkiye’de yaklaşık yirmi yıl önce başlayan 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü kadınların ve LGBTİ+’ların kamusal alanın kurallarını yeniden yazdığı bir siyasal sahneye dönüştü. Peki neden gece? Gecenin üzerinde egemenlik kurmuş patriyarkayı sarsmak için.
Gece, kadınlara “Evde ol” dendiği bir vakit, feministlerse bunu tersine çevirdi. Sokağa çıkmaksa bir güzergahı takip etmekten çok patriyarkanın görünmez duvarlarını aşmaktı.
Feministler 8 Mart’ın gündüz mitinglerinde taleplerinin çoğu zaman görünmezleştiğini, karma yapılarda feminist sözün geri plana itildiğini deneyimledikçe, erkek egemen siyaset alanından bağımsız bir hat kurmanın zorunlu olduğunu savundular. Bu nedenle 8 Mart gündüz mitinglerinden ayrı, yalnızca feminist politikaları önceleyen, kadınların birey olarak katıldığı ve erkeklere kapalı bir yürüyüş örgütlediler. Böylece hem feminist sözün kesintisiz duyulabileceği bir alan açıldı hem de gündüzün kalabalık ve karma yapısı içinde kaybolan talepler, geceyi dönüştüren bir siyasal iddia olarak sokakta yeniden kuruldu.